karar-verme-surecinde-kisitlarin-etkisi
Her birey yaşamı boyunca muhakkak kısıt ve kısıtlamalar ile karşı karşıya gelmektedir. Bireysel olarak genellikle daha çok maddiyata dayalı kısıtlar ile karşı karşıya kalınmaktadır. Bu tür kısıtlamalar zaman içerisinde atlatılabilecek kısıtlamalar olsalar da bireysel olarak atlatması zor veya atlatılamayacak kısıtlar vardır. Bunlar, bireyin kişiliğinden kaynaklı ön yargılar, narsizm, kişilik değerleri, inançları, sınırlı bilgi sahibi olası vb. kısıtlamalardan söz etmek mümkündür. Kişiliğin vermiş olduğu bu kısıtlamaları zamansız kullanmak bireyin hayatını olumsuz etkileme olasılığı çok yüksektir. Bu nedenle de bireyin kendini tanıması karar alırken, kendi değer yargılarının alınan karar da ne denli etkili olduğunu bilmesi, bireyin lehine olacak bir durumdur. 

Karar verme sürecinde, bireylerin kişiliğinden kaynaklı kısıtlar, önemli bir yere sahip olmakla beraber bu süreç içerisinde ortaya çıkabilecek kısıtlar, sadece bireyin kişiliğinden kaynaklı kısıtlar değildir. Bu süreç içerisinde aynı zamanda örgütlerin yapısı, faaliyet alanı, kaynaklar, ve iç ve dış çevreden kaynaklı kısıtlar da bulunmaktadır. Bu kısıtlar örgütlerin yaşam döngülerini devam ettirebilmeleri için hayati öneme sahip kısıtlardır. Bu nedenle de her bir kısıt için yeteri kadar zaman ayırıp analiz edilmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Önemli diğer bir unsur ise alınacak olan kararın durumu ve kapsam alanı doğru tanımlanmış olması gerekmektedir. Bunun önem arz etmesinin en büyük nedeni kısıtlardan hangisinin karara ne tür bir etkisinin olacağını saptama da önemli rol oynamaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere alınacak olan kararın durumunu ve kapsamını dikkate alındığı zaman her kısıt eşit ölçüde etki etme olasılığına sahip değildir. Bu da karar verme de farkındalık kavramını ne denli önemli olduğunun bir göstergesidir. 

Kısıtlar

Karar almak durumunda olan bireyler çoğu zaman sınırlı; mali, teknik, bilgi, insan kaynağında almaktadırlar. Bu durum karar vericilerin üzerinde bir baskı oluştursa da sınırlamalar ve baskılar karar verme sürecinde zorlukları ve mücadeleleri yansıtmaktadır. Karar durumları, sorunun çözümünde veya hedeflerin ulaşılmasında belirlenen seçenekleri sınırlayan kısıtlar mevcuttur. Bu nedenle seçenekleri belirleme esnasında ne tür bir kısıtlama ile karşı karşıya kalınacağı göz ardı edilmemelidir. Karar verme sürecini doğrudan etkileyen kısıtlamalar; bilgi, zaman, kaynaklar, kurum kültürü, kurum politikası ve karar vericinin potansiyeli olarak sıralanabilir. Karar verme sürecini dolaylı olarak etkileyebilecek unsurlar ise, örgütün yakın çevresindeki değişmeler ve genel çevrede olan değişmeler, kararı dolaylı olarak etkileyebilmektedir. Zamanında alınamamış bir karar zamanın geçmesi ile çevresel koşullarda meydana gelecek değişmelerden sonra kararın alınması, kararın etkisini zayıflatacaktır. Kararın istenilen etkiyi yaratabilmesi için belirlenmiş olan süre içerisinde alınması gerekir. Bu durum karar verme sürecine zaman kısıttının ne denli önemli bir yere sahip olduğunun bir göstergesidir. 

Karar verme sürecinde, sorulması gereken ilk soru ne kadar bir zaman içerisinde kararın alınması gerektiğidir. Bu durumda ikinci olarak sorulması gereken soru ise bu zaman zarfı gerçek zaman zarfı mı dır. Eğer gerçek zaman zarfı ise neden daha fazla ya da daha az değildir sorgulanması gerekmektedir. Bu durumun sorgulanmasının nedeni, alınacak olan karar için zaman yeterli mi yoksa zaman israfı mı yapılmakta, bunun anlaşılmasında önemli bir noktadır. Aynı zamanda karar verme sürecinde zaman çerçevesi başka bir kişi tarafından oluşturulmuş ise karar süreci için zaman sınırı denenmesi gerekir. Zaman sınırının denenmesi, karar için belirlenmiş olan zamanın doğru veya hatalı bir tahmin olup olmadığını anlamak için önemlidir. Bazı durumlar sorunun çözülmesi için belirlenmiş olan zaman gereğinden fazla olabilmektedir. Bazen de bu durumun tam tersi olur belirlenen zaman yetersiz kalabilmektedir. 

Bilgi, karar durumu ile ilgili olarak kararın belirlilik veya belirsizlik durumunu belirlenen en önemli unsurdur. Alınacak olan kararda yeterli seviyede bilginin olması kararın üzerindeki belirsizlik durumunu kaldırarak etkili bir verilmesini sağlamaktadır. Karar sorunu için belirsizliği ortadan kaldıracak bilgiye sahip olunması, aynı zamanda nitelikli seçeneklerin belirlenmesinde de önemli bir unsurdur. Fakat karar verme sürecinde ne yazık ki ihtiyaç duyulan bilginin tamamına sahip olunamamaktadır. Bu da belli bir noktadan sonra karar ile ilgili olarak yargıya varılmasını zorunlu kılmaktadır. Bilgi arayışı, "azalan verimler konunu" tabi olduğundan dolayı bilgi arayış süreci içerisinde elde edilen bilgi derecesi azaldıkça harcan zaman artacaktır. 

Azalan Verimler Kanunu; Üretim faktörlerinden biri sabit ve diğerinin değişken olduğu durumlarda, üretimdeki toplam değişimi ölçen kanundur. Bu göre, üretim faktörlerinden birinin artırılması durumunda toplam üretimde bir artırıcı etki yaratması ile birlikte, ilave olarak artırılacak her birim değişken girdinin etkisi giderek azalma gösterecektir. Değişken girdinin artırılmaya devam etmesi ile bir müddet sonra üretim miktarında negatif eti yaratacaktır. Örneğin, bir üretim tesisini göz önünde bulunduralım. Bu tesiste çalışan sayısını artırmaya devam edilip diğer tüm faktörleri sabit tutulduğunu varsayarsak. İşe alınan her yeni çalışanın üretime katısı olacaktır. Fakat çalışan sayısının artırılmaya devam edilmesi durumda belli bir süre sonra üretime olan katkısı giderek azalmaya başlayacaktır. Belli bir noktadan sonra çalışan sayısının artırılmaya devam edilmesi durumunda, üretim tesisindeki çalışan kapasitesinin artacağından dolayı üretkenlikte düşmeler meydana gelmeye başlayacaktır. Bu da üretimin düşmesine sebebiyet verecektir. 

Azalan Verimler Kanunu; bilgi arayışı açısından ele alındığında ise karar durumu için bilgiyi değişken kabul ederek diğer etkenleri sabit varsayıldığında, belli bir süre zarfından konu ile ilgili elde edilen bilgiler, zamanın geçmesi ile birlikte konu ile ilgili olarak bilgilerin gitgide azalması, bilgiler için daha fazla zaman harcanmasını gerektirecektir. Bu durum daha fazla bilgi için harcanacak olan zaman ve maliyet bakımından kararı olumsuz etkileme olasılığına sahiptir. 

Karar verme sürecinde çok çeşitli kaynaklar mevcut olsa dahi, bir karar verici için en önemli kaynak para kaynağıdır. Böyle bir durumda fırsat maliyeti göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Fırsat maliyeti; herhangi bir ürünün üretimini bir birim artırabilmek için başka bir üründen vazgeçilmesi gerekir. Bu durumda ürün veya kazanç miktarından feragat edilmesi gerekir. Yani, iktisadi bir seçim yapılması durumunda vazgeçilmek zorunda kalınan en iyi ikinci alternatiftir.

Geçmiş deneyimler, karar verme sürecinde önemli kısıtlardandır. Keza karar verici, geçmişte yaşamış olduğu karar verme süreci ile ilgili deneyimleri günün koşullarına bakmaksızın karar vermesi durumunda değişmiş ve gelişmiş olan çevresel koşulların kararı olumsuz etkileme olasılığı yüksektir. Genel olarak çözüm arayışları sürecinde karar vericilerin daha önce kullanmış oldukları yöntemleri tercih edebilmektedirler. Fakat değişen ve gelişen çevre koşullarında karar verme süreci, yaratıcı bir biçimde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Önyargı, olumsuz duygu, düşünceler ve kalıplaşmış hale gelen davranışların tümü olarak ifade edilebilir. Önyargılar karar vericiyi özellikle iki boyutu etkilemektedir. Bunlardan ilki kişinin kendine özgün önyargılarıdır. Karar verici belli bir grubun lehinde bir görüşe sahip ise bilinçli veya bilinçsiz olarak karar verme sürecinde bu grubun fayda sağlayabileceği doğrultusunda alternatifler geliştirebilmektedir. İkicisi ise bilişsel önyargılardır. Bu önyargılar karara ulaşmadaki standart önyargılardır. Karar verici, daha önce karşılaşmış olduğu sorunlara benzer yapıdaki sorunlarla karşılaştığı zaman kendilerine olan aşırı güven sebebi ile sorunu tanımlamadan sadece kendilerini onaylayan bilgileri önemli kılarak hatalı karar vermelerine neden olabilmektedir. 

Sınırlı ustalık, karar verici, en iyi karadan ziyade, sınırlı ustalık sebebi ile en tatmin edici karara yönelmektedir. Bu davranış biçimi iki nedenden dolayı meydana gelmektedir. İlki, kararların birbirilerine olan bağımlılığından kaynaklanan, diğeri ise karar vericinin kişisel değerler, yargılar, inançlar vb. öznel etkenlerden kaynaklanmaktadır. 

Sonuç

Karar ve karar verme süreci pek çok aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalar doğru yönetilmesi ve yönlendirilmesi gereken önemli aşamalardır. Bu aşamaların her biri titizlikle ele alınıp irdelenmesi gerekir. Fakat karar verme sürecine kısıtların etkisi diğer aşamalara nazaran daha çok dikkate alınması gereken bir durumdur. Bu nedenle de karar verici veya karar grupları zaman yönetimini iyi yapabilmelerinin yanında görev aldıkları kurumun kültürünü, iç ve dış politikaları ve kurumun sahip olduğu kaynaklara hakim olması gerekmektedir. Bu değişkenlere hakim olmayan bir karar vericinin doğru bir karar alma olasılığı düşüktür. Bundan dolayı da karar verme konumunda olan bir bireyin sadece karar ve karar verme kavramına hakim olması yetmez, çalıştığı kurumun tüm dinamiklerine hakim olması gerekmektedir. Yukarıda da fark edilebileceği üzerine karar verme kavramını içine pek çok faklı kavram almaktadır. Bunlardan biri de azalan verimler kanunudur. Kısıt değerlendirme aşamasında muhakkak göz önünde bulundurulması gereken bir önemli bir kavramdır. 

Referanslar:
  • SAĞIR, Cenkan. Karar Verme Sürecini Etkileyen Faktörler ve Karar Verme Sürecinde Etiğin Önemi: Uygulama Bir Araştırma. [-] Edirne : -, 2006.
  • Çil, Prof. Dr. İbrahim. karar Teorisi ve Analizi. -, -, -

Yorum Gönderme

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.