Hugo MÜNSTERBERG 1863-1916

hugo-musterbergin-hayati
1882 yılında 19 yaşındayken doğum yeri olan Danzig’i terketti ve Leibzig’e doğru yola çıktı. Tıp eğitimi almak niyetindeydi. Fakat Wilhelm Wundt’tan bir ders alınca kariyer planlarını değiştirdi. Yeni psikoloji ona tıp araştırmaları ve uygulamalarının açamayacağı yolları açabilirdi. 1885’de Wundt’tan doktora derecesini almıştır. Freiburg Üniversitesi’ndeki öğretmenlik görevini kabul etti ve burada imkan olmadığı için evinde kendi imkanlarıyla bir laboratuvar oluşturdu.

Münsterberg psikofizikteki deneysel araştırmalarıyla ilgili birçok makale yayımlamıştır. Bu makaleler zihnin bilişsel içeriğiyle ilgilendiği gerekçesiyle Wundt tarafından eleştirilmiştir. Bununla birlikte Münsterberg’in çalışmaları destek de almış ve kısa bir süre içerisinde Avrupa’dan pek çok öğrenci akın akın eğitim için onun laboratuvarına gelmiştir. Bu haliyle Münsterberg, büyük bir üniversitede bir profesörlüğü, ünlü ve saygıdeğer bir bilim adamı olmayı garantilemiş görünmekteydi.

1882 yılında William James, Harvard Üniversitesi laboratuvarının çok kazanan yöneticisi olmayı teklif ederek Münsterberg’i yolundan çevirmiştir. Münsterberg’e övgü dolu bir mektup yazarak Harvard’ın ABD’deki en büyük üniversite olduğunu ve laboratuvarının çalıştırılması için çok zeki bir insana ihtiyaç olduğu bildirerek. Münsterberg, Almanya’da kalmayı tercih edebilirdi fakat hırsları onu James’in teklifini kabul etmeye itmiştir.

Münsterberg, Alman psikolojisini Amerikan psikolojisine (yani saf deneysel psikolojiyi uygulamalı psikolojiye) çok kolay ve hızlı dönüştürmemiştir. Önceleri uygulamalı psikolojinin yayılışını tasvip etmedi ve üniversite yöneticilerini bilim adamlarına bu kadar az ödedikleri ve onları ek gelir amacıyla uygulamalı alanlara yönelmeye mecbur bıraktıkları için azarlamıştır. Amerikalı psikologları bu alanda eğitim görmemiş insanlar için popüler kitaplar yazdıkları, iş dünyasının önde gelenlerine konferanslar verdikleri ve belli bir ücret karşılığı onlara uzman olarak hizmet ettikleri için eleştirmişlerdir. Oysa çok geçmeden Münsterberg, bunların hepsini onlardan çok daha iyi bir şekilde yapar hale gelecektir.

ABD’de geçen 10 yıldan sonra, belki de hiçbir Alman Üniversitesi’nin kendisine profesörlük teklif etmeyeceğini anladığı için ilk kitabını İngilizce olarak kaleme aldı. Amerikan Karakterleri(1902) adındaki bu kitap Amerikan toplumunun psikolojik, sosyolojik ve kültürel bir analizini içeriyordu. Yetenekli ve hızlı bir yazar olan Münsterberg, bir sekretere 400 sayfalık bir kitabı bir aydan az bir zaman içerisinde dikte ettirebilmiştir. James, Münsterberg’in beyninin sanki hiç yorulmadığını düşündüğünü söylemiştir.

Münsterberg’in kitabına verilen hayranlık dolu tepkiler onu meslektaşlarından ziyade halka yönelik yazılar yazmaya cesaretlenlendirmiş ve kısa bir süre içerisinde psikoloji dergilerinden çok popüler magazin dergilerinde yazmaya başlamıştır. Zihnin içeriklerine ilişkin psikofizik araştırmalarını, psikologların çözebilecekleri günlük hayat problemleriyle uğraşmak için terk etmiştir. Makaleleri mahkeme duruşmaları, suç, ceza ve adalet sistemi, tüketici ürünlerinin reklamı, mesleki rehberlik, ruh sağlığı ve psikoterapi, eğitim, iş ve sanayi dünyasının problemleri ile ilgiliydi. Öğrenme ve iş dünyası üzerine uyum kursları hazırlamış, zihinsel testler hakkında filmler yapmıştır.

Münsterberg, tartışma ve uyuşmazlıklardan çekinmemiştir. Sansasyonel bir cinayet duruşmasında 18 kişinin katili olan ve bir işçi sendikası başkanının kendisine cinayet için para verdiğini iddia eden bir adama 100 zihinsel test uygulamıştır. Mahkeme jürisinin başkana ilişkin kararını açıklamasından önce Münsterberg, bir açıklama yapmış ve katilin sendika başkanından yardım aldığı yolundaki itiraflarının doğru olduğu iddia etmiştir. Jüri, işçi sendika başkanının beraatine karar verince Münsterberg’in inanılırlığı bundan zarar görmüş, hatta bir gazete kendisine “Profesör Monstenwork” adını takmıştır. Münsterberg, 1908 yılında yasaklara karşı savaşanlar arasında yer almış, alkollü içeceklerin satışının yasaklanmasına karşı çıkmıştır. Bir psikolog sıfatıyla konuştuğunu belirtip yasaklara karşı olduğundan, ayrıca arada sırada alınan alkolün sağlığa yaralı olduğundan bahsetmiştir. Alman, Amerikalı biracılar, Adolphus Busch ve Gustave Pabst dahil olmak üzere, Münsterberg’in katkılarından oldukça hoşnutlardı ve Münsterberg’in Almanya imajını ABD’ye taşıma çabaları için ciddi miktarda finansal destekte bulunmuşlardır.

Talihsiz ve kuşkulu bir dönemde, Busch, Münsterberg’in yasak fikrini kınayan makalesinin yazılmasından yalnızca birkaç hafta sonra Münsterberg’in önerdiği Alman Müzesine, 50.000 dolar bağışlamıştır. Bu tesadüf medyanın çok fazla ilgisini çekmiştir.

Münsterberg’in kadınlar hakkındaki düşünceleri de ihmal edilmesi zor düşüncelerdir. Harvard’daki birkaç kadın doktora öğrencisine karşı bunlardan birisi Mary Whiton Calkins idi oldukça destekleyici bir tutum içerisin de olmasına rağmen, lisansüstü çalışmalarının bir kadın için çok fazla ilgi, dikkat ve çaba gerektiren çalışmalar olduğuna inanmıştır. Kadınların kariyer için eğitilmemeleri gerektiği, çünkü bu çalışmaların onları evden uzaklaştırdığı düşüncesine sahiptir. Kadınların devlet okullarında öğretmenlik yapmalarına karşı olmuş, çünkü kadınlar erkekler kadar iyi öğretemezlerdi ve erkek öğrenciler için çok zayıf bir model teşkil etmişlerdir. Ayrıca kadınların jüri içinde hizmet etmesine izin verilmemesi gerektiğini düşünmüş, çünkü kadınlar rasyonel düşünemezlerdi. Münsterberg’in düşünceleri gazete manşetlerine taşınmıştır.

Harvard Üniversitesi rektörü ve Münsterberg’in meslektaşlarının çoğu bu sansasyonel oluşumdan ve Münsterberg’in psikolojiyi pratik problemlere uygulamaya olan ilgisinden memnun değillerdir. Zaten gergin olan ilişkiler Münsterberg’in 1.Dünya Savaşı’nda anavatanı olan Almanya’yı aleni şekilde savunmasıyla tepe noktasına ulaşmıştır. Almanya savaşta milyonlarca insanın hayatı üzerinde hak iddia ederek saldıran taraftı ve Münsterberg tüm antipatiyi üstünde toplayarak açık bir şekilde Almanya’yı savunmakta ısrar etmiştir.

Gazeteler ABD vatandaşlığına hiçbir zaman geçmemiş olan Münsterberg’in Almanya lehine çalışan gizli bir ajan, casus olduğunu yazmışlardır. Boston gazeteleri onu Harvard’dan istifaya çağırmışlardır. Komşuları, Münsterberg’in kızının evlerinin avlusunda beslediği güvercinleri öteki casuslara mesajlar iletmek için kullandığından şüphelenmişlerdir. Eski bir Harvard mezunu üniversiteye Münsterberg’i işten atmaları karşılığında 10 milyon dolar vermeyi teklif etmiştir.

Münsterberg, mektupla ölüm tehditleri alıyor ve meslektaşları tarafından aşağılanıyordu. Toplumdan dışlanması ve nefret dolu saldırılar sonunda Münsterberg’in dengesini bozmuştur. Gazeteler 1916 yılının soğuk ve rüzgarlı 16 Aralık günü Avrupa’da konuşulan barış söylentilerini yazmıştır. Münsterberg, karısına “Baharla birlikte barış da gelecek” demiştir. Sabah dersini vermek üzere yoğun kar yağışı altında yürüyerek okula gitmiştir. Konferans salonuna ulaştığında kendisini çok bitkin hissetmiştir. Sınıfa girmiş ve dersini vermiştir. “Yaklaşık yarım saat ders anlattı, bir şeyden ötürü tereddüt eder hali vardı, bir süre sonra sallanmasını önlemek amacıyla sağ elini sıraya uzattı”. Başka hiçbir şey söyleyemeden yere yığılmış ve yere çarpışının şiddetiyle o anda ölmüştür.

Adli Psikoloji;

Münsterberg’in çalıştığı ilk uygulamalı alan olan adli psikoloji, psikoloji ve hukukla ilgilenir. Münsterberg, gazetelerde suçun önlenmesi, zanlıları sorgularken hipnozun kullanılması, suçlu insanların araştırılmasında zihinsel testlerin kullanılması ve görgü tanıklarının ifadelerinin güvenilirlikten uzak oluşu gibi başlıklar hakkında yazılar yazmıştır. Özellikle görgü tanıklarının durumları ile ilgilenmiş, bir suç anında ve daha sonra kanıtların toplanması sürecinde insan algısının yanılırlığı hakkında araştırmalar yapmıştır. Taklit suç anları oluşturmuş ve olaya şahit olan tanıkları hemen sorgulayarak o an neler gördüklerini anlatmalarını istemiştir. Tanıklar gördükleri olay manzarası hafızalarında henüz çok taze olduğu halde olayın detayları hakkında fikir birliğine varamamışlardır. Münsterberg, buradan yola çıkarak olaydan sonra olayın tartışılması süreçlerinin ardından gelen mahkemede ifadelerin ne derece doğru olabileceği sorusunu ortaya atmıştır.

1908 yılında yazdığı Şahitlik Kürsüsünde isimli kitapta görgü şahitliğindeki problemleri anlatmıştır. Kitapta ayrıca bir duruşmanın sonuçlarını etkileyebilecek sahte itiraflar, şahidi sorgulayanın etkisi ve şüpheli veya sanığın kalp atışı, kan basıncı ve cilt direnci gibi duyusal durumlarını artıran araştıran fizyolojik ölçümlerin kullanımını ele almıştır. Kitap en son 1976 yılında, neredeyse ilk basımından 70 yıl sonra, yeniden basılmıştır.

1970’lerin sonlarında Münsterberg’in ortaya attığı meseleler yeniden ele alınmaya başlamış ve adli psikolojide üzerine temel ve uygulamalı araştırmaların gelişmesine yardımcı olmak amacıyla Amerikan Psikoloji Derneği’nin bir alt kuruluşu olarak Amerikan Psikoloji - Hukuk Topluluğu kurulmuştur.

Klinik Psikoloji;

Münsterberg, 1909 yılında farklı bir uygulama alanının başlangıcı olarak psikoterapi başlıklı bir kitap yayımlamıştır. Hastalarını bir klinikten çok bir laboratuvarda tedavi etmiş ve kesinlikle bir ücret almamıştır. Bir terapist olarak uzmanlığına güvenmiş ve nasıl tedavi edilebilecekleri konusunda hastalarına doğrudan önerilerde bulunma konusunda tereddüt göstermemiştir. Zihinsel hastalıkların davranışların uyumsuzluğuyla ilgili bir problem olduğuna inanmış, Freud’un iddia ettiği gibi bilinçaltının derinliklerindeki çatışmalara atfedilebileceğine değil. Münsterberg, “bilinçaltı yoktur” bildirisinde bulunmuştur. Freud 1909 yılında Hall’un daveti üzerine Clark Üniversitesi’ni ziyaret ettiğinde Münsterberg ülkeden ayrılmıştı. Freud Avrupa’ya döndüğünde o da ülkeye dönmüş, böylece onunla yüz yüze gelmekten kurtulmuştur.

Münsterberg’in terapötik yaklaşımı hastasındaki rahatsızlık verici düşünceleri farkındalığın dışına atmaya, istenmeyen veya üzücü davranışları bastırmaya ve hastayı duygusal problemlerini unutmaya zorlamaktır. Bu şekilde alkolizmi, ilaç bağımlılığını, halüsinasyonları, obsesif düşünceleri, fobileri ve cinsel hastalıkları tedavi etmiştir. Bir dönem hipnozu tedavi yöntemi olarak kullanmış fakat bir kadın hastası kendisini silahla tehdit edince bunu durdurmuştur. Hikaye gazetelere taşınmış, Harvard rektörü Münsterberg’den hipnoz kullanımından kaçınmasını istemiştir.

Psikoterapi hakkındaki kitabı klinik psikoloji üzerinde halkın dikkatini büyük ölçüde toplamış, fakat birkaç yıl önce Pennsylvania Üniversitesi’nde kliniğini açan Witmer tarafından hoş karşılanmamıştır. Witmer hiçbir zaman Münsterberg’in sergilediği popüler başarıyı göstermemiş ve bunu istememiştir. Witmer Psikoloji Kliniği dergisinde yayımladığı bir makalede Münsterberg’i hasta pazarındaki gezgin satıcı tavırlarıyla mesleği “ucuzlaştırdığı” gerekçesiyle şikayet etmiştir. Münsterberg’in bir şifa dağıtıcısından çok az farklı olduğunu iddia etmiştir. “Harvard’dan bir psikoloji profesörünün adı ülkede dolaşıyor, kaygısız bir şekilde yüzlerce ve yüzlerce tip sinir hastalığını kendi psikoloji laboratuvarında tedavi ettiğini iddia ediyor”.


Endüstri Psikolojisi;

Münsterberg, endüstri psikolojisinin gelişimine de katkıda bulunmuştur. Bu alandaki çalışmasını 1909 yılında yazdığı “Psikoloji ve Pazar” başlıklı bir makalede ele almıştır. Makale psikolojinin katkıda bulunabileceğine inandığı birkaç alanı kapsamaktadır: mesleki rehberlik, reklamcılık, personel yönetimi, zihinsel testler, çalışan motivasyonu ve monotonluğun ve yorgunluğun iş performansı üzerine etkileri.

Münsterberg, birkaç şirket tarafından danışman olarak tutulmuştu ve onlar adına pek çok araştırmayı yürütmüştür. Bu araştırmalarından edindiği sonuçları halkı bilgilendirmeyi hedefleyen Psikoloji ve Endüstriyel Verimlilik (1913) isimli kitabında yayımlamıştır. Kitap çok tutulmuş ve kısa zaman içerisinde en çok satanlar arasına girmiştir. İş etkinliğini, çalışanın üretkenliğini ve doyumu artırmanın en iyi yolunun, çalışanların kendi zihinsel ve duygusal yeteneklerine uygun pozisyonlarda görev yapmaları olduğunu iddia etmiştir. Peki işverenler bunu nasıl başaracaktı? Zihinsel testler ve iş simülasyonları gibi psikolojik seçim teknikleri geliştirerek adayın bilgi, beceri ve yetenekleri değerlendirilebilirdi.


Hugo Münsterbergin Makinesi


Münsterberg’in tasarladığı Chronoscope, saniyenin yüzde biri kadarlık birimler halinde zaman aralıkları ölçmeye yarıyordu.

Münsterberg, ayrıca gemi kaptanları, telefon operatörleri ve tezgahtarlar gibi çok çeşitli meslek gruplarıyla ilgili araştırmalar yapmıştır. Bu elemanları işe alırken yaptığı seçimin iş performansını nasıl geliştirdiğini göstermiştir. Verimlilik meselesi ile ilgili yaptığı çalışmalar, örneğin çalışırken konuşmanın hız ve verimliliği azalttığını ortaya koymuştur. Bu durumda Münsterberg’in bulduğu çözüm çalışanlar arasındaki sohbeti yasaklamak değil (bu düşmanca duyguların oluşmasına sebep olurdu), iş yerini çalışanların birbirleriyle konuşmalarını zorlaştıracak tarzda düzenlemek olmuştur. Bu amaca ulaşmak fabrikalarda makinaların arasındaki mesafeleri artırmak veya ofislerdeki çalışma birimlerini ince duvar veya ayırmaçlarla ayırmak ile mümkün olabilirdi.

Referans:
  • Wikipedia

Yorum Gönderme

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.